Birazdan tezimi teslim etmeye gidiyorum. Aslinda cok heyecanli olacagimi düsünmüstüm; ne hikmetse degilim!
Aylarca didin, ugras, bütün yaraticiligini göster; teslim günü gelsin, bir nebze heyecanli olma. Olacak is mi? Herhalde bu, bitirmis olmamin verdigi rahatlik. Hatta öyle bir rahatlik ki; "Ne isim var yine sabahin köründe uyandim, gidip biraz daha kivrilayim." diyip saat 6 ila 7 arasi tekrar uyudum. Saati yeniden kurmayi unutsam, uyuyakalsam; "buyur buradan rüya gör" misali, yandim yandim!
Ama olmadi öyle birsey; uyandim nitekim. Güzelce kahvaltimi ettim, kahvemi ictim; zihnim acildi. Birazdan disari cikip temiz hava da carpinca suratima, belki o zaman "Dank!" edecek kafama: "Tezim bitti ve ben teslim etmeye gidiyorum!" Belki o zaman inanilmaz gelecek. Ya da belki her zamanki gibi, "Amaaaan, hayat iste. Ugras verdin, emek harcadin; tabi ki bitecek. Ne sandin?" diyecegim. Henüz bilemiyorum.
Hasili kelam, bitti bu is. Bir tek, ayin 17`sindeki felsefe sözlüsü, bir de ayin 20`sindeki tez sunum ve savunmasi kaldi. Sonrasinda gelsin sergi heyecani, gitsin islere gelecek yorumlarin hazzi. Ama artik bunlar son baglarim okulla.
Bu "son" cümle cok dokundu simdi; ayri bir yazi konusu. Bol sanslar bana.
www.fal-name.com
sözlü savunma vs de biterse tamamen rahatlayacaksın